Dünya'nın neredeyse her köşesinde, insanoğlunun akıl sır ermeyen doyumsuz istek ve arzularının cehaletle birleşerek neden olduğu kör şiddet, varlığını sistemli bir şekilde güçlendirerek sürdürüyor. Teknoloji çağında, iletişim kanallarının oldukça geliştiği bu dönemde hiç kimsenin görmezden gelemeyeceği büyük acılar ve trajediler bir tiyatro sahnesindeymiş gibi gözlerimizin önünde sergilenmekte; her zamanki çirkinliği, pervasızlığı ve ahlaksızlığıyla.
kardeşlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kardeşlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
15 Nisan 2016 Cuma
16 Ekim 2015 Cuma
Kan Kardeşliği
28 Haziran 2015 Pazar
Ölen İnsan Biten İnsanlık
Yazılar yazıyor, ırkçılığın, fanatizmin ne olduğunu ve ortaya çıkardığı sorunları dile getirmeye çalışıyoruz. Yaşadıklarımızı görünce buna ne yazının ne sözün fayda edebileceğini düşünmeden edemiyorum. Beraber yaşadığımız binalar, sokaklar, mahalleler, şehirler, ülkeler ve en önemlisi de Dünya. Aynı kökten gelmiş, yeterince geri gidildiğinde istisnasız her kesin aynı ataya bağlandığı bir dünya dolusu insan... Binlerce yılın getirdiği farklılar üzerinden basit bir çıkar döngüsüne alet olup, bir birini kıran insanlar... Her türlü dini, kutsallığı bu kırım için en adi biçim de kullanabilecek zihinsel bozulmaya uğramış insanların estirdiği terör... Ve en acı vericisi de, gizli saklı olmadan vahşetin göz önünde olduğu bir durumda, kendine seven sevilen, anne baba, kardeş, dost diyen ve kendini en kutsal insani değerlerle özdeşleştiren bireylerin, toplumların sadece milliyetçi- ırkçı kirliliklerinin hedefi olduğu için göz göre göre burunlarının dibindeki kadın, çocuk, bebek katliamına bırakın tepkisiz kalmayı, zil takıp oynayacak kadar sevinebilecek duruma gelmeleri... İnsanlık namına nasıl bir dehşet durumla karşı karşı olduğumuzu varın siz düşünün.İnsana laik görülen muhteşem bir beyinin en basit bir organizmanın bile düşemiyeceği bir adiliğe, bayağılığa düşmesi insanı mükemmel gören tüm teorileri çöpe atmaya yetecek bir durum. Bu beyinlerin, bu vahşetin kısa zaman içerisinde kendisine ve sevdiklerine yönelebileceği gibi basit bir çıkarımı bile yapamayacak bir duruma düşmesi, insani değerleri ve ahlakı bir yana bırakın, kendi aleyhine olan bu duruma, en azından kendi çıkarı için bile tepki gösteremiyecek bir körlük içinde olması insanoğlu nereye gidiyor sorusunu önümüze koyuyor.
İnsanın fiziksel ölümünün yanında zihinsel ölümünün de gerçekleştiği bu dönemde unutmayalım ki, "nefret öldürür sevgi yaşatır."
18 Aralık 2014 Perşembe
Futbol Fanatizm ve Bir Sosyalist
Dünyada, üzerine çok şey söylenebilecek, hayatımızın merkezinde yer alan pek çok olgudan biri olan futbol üzerine bir kaç söz söylemek istiyorum.Futbol o kadar hayatımıza girmiş ki her kesimden insanın ilgi odağı, bazıları için ise adeta yaşam dayanağı olmuştur. Çocuk yaşta başlayan bir tutkunun, fanatikleşme ve çekişmenin adı olmuştur futbol.
Bir oyun olmaktan çıkmış, kültürel, sosyal bir olgu olarak dünyada önemli bir yer tutmuş, bireyler tarafından zengin olmanın, gösterişli bir yaşama ulaşmanın yolu olarak görülmüştür. Kara paranın, mafyanın içinde olduğu dev bir ekonomik rant alanı olan futbola bu ilgi, doğal olarak, kitleleri yönlendirmek için sistemin elinde kullanılacak bir araç haline gelmiş, bu temelde devletin ve onun medyasının yoğun ilgisine mazhar olmuştur.
Futbol ve diğer sporların, ya da tavla, satranç, kağıt vs. oyunların heyecanı rakiple olan çekişme, üstün gelme isteğidir. Çocukken yaptığımız futbol maçlarını örnek olarak verebilirim. Bu maçlarda, büyük bir heyecan ve çekişme olurdu. Çocuklar arasında var olan gruplaşmalar, çekişmeler bu maçlarda doruğa çıkar, daha da derinleşirdi. Benim gibi sakin biri bile bu durumunu koruyamaz kavgacı birine dönerdi. Hayatımın hiç bir döneminde yaşamadığım kavgaları bu maçlarda yaşadığımı söyleyebilirim.
Özetlersek bu sporların yoğun bir ilgi ve heyecan uyandırmasının nedeni tamamen gruplaşma, çekişme, ötekileştirmeden temelini bulan fanatikliktir. Gruplar arasındaki çekişme ya da düşmanlık ne kadar fazlaysa bu karşılaşmalarda heyecan ve hareket o kadar artar. Spor kardeşlik ve dostluktur sloganın varlığı ve bu kadar sık tekrarlanmasının nedeni de budur. Mevcut sosyal ekonomik sistemimizde bu kavramların hayat bulması ne kadar olasıysa sporda da maalesef o kadar olasıdır.
Yukarıda futbol ile ilgili yazdıklarımızı temel alarak bir durumu daha sorgulamak istiyorum. Hayat karşısında kendini devrimci, sosyalist olarak tanımlayan bir birey bir futbol takımının fanatiği
olabilir mi? Ya da tersten sorarsak bir fanatik, sosyalist olabilir mi ? Lise yıllarına kadar fanatik bir futbol taraftarı olarak benim kafama takılan bir soruydu bu...Bu soruya verilecek cevap muhtemelen devrimciliğe, sosyalizme bakış açısı ve bu kavramlara yüklenen anlama göre değişiklik gösterecektir. Ama bence bu sorunun cevabı hayır olmalıdır. Benim anladığım anlamıyla, tüm insanlığı kapsayan, gerçek hümanizmi içinde barındıran, birleştirici bir düşüncenin fanatizm gibi ötekileştirici, ayrıştırıcı bir duyguyu barındırması pek mantıklı görünmüyor. Bu iki kavramın birlikteliğinin, sorgulanması gereken bir durum olduğunu düşünüyorum.
Fanatizmin değil kardeşleşmenin egemen olması dileğiyle...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

