insanlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
insanlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Nisan 2016 Cuma

İnsanlık Kanıyor

Dünya'nın neredeyse her köşesinde, insanoğlunun akıl sır ermeyen doyumsuz istek ve arzularının cehaletle birleşerek neden olduğu kör şiddet, varlığını sistemli bir şekilde güçlendirerek sürdürüyor. Teknoloji çağında, iletişim kanallarının oldukça geliştiği bu dönemde hiç kimsenin görmezden gelemeyeceği büyük acılar ve trajediler bir tiyatro sahnesindeymiş gibi gözlerimizin önünde sergilenmekte; her zamanki çirkinliği, pervasızlığı ve ahlaksızlığıyla. 

16 Ekim 2015 Cuma

Kan Kardeşliği


Yer Ankara. Başkentimiz. Koca bir ülkenin kaderini elinde bulunduranların kenti. Hükümetin, yargının, ordunun, emniyetin merkezi. Habersiz bir kuşun bile uçamayacağı bir kent. Buna rağmen barışı ve kardeşliği savunmak için toplanmak zorunda kalan insanlığımızın ortasında, bir halayın kardeşliğinde patlayan bombalar; karanlıklardan çıkıp gelen, kahpeliğin ve alçaklığın ateşi ile yakan, yıkan... Duymaya ve görmeye alıştırılmak istendiğimiz bir dehşet: Kan gölü bir meydan ve kurban edilen insanlar. Erkekler, Kadınlar; Kürtler, Türkler, Lazlar, Çerkezler; Sünniler, Aleviler... 

29 Eylül 2015 Salı

Siz Hiç İnsan Olduğunuzu Unuttunuz mu ?

Unutkanlık zaman zaman hepimizin çeşitli şekillerde yaşadığı bir durum. Yapmamız gereken bir şeyi ya da bir eşyamızı bir yerlerde unutabiliyor, alzheimer gibi hastalıklarla yaşamayı bile unutacak evrelere gelebiliyoruz. Bunları doğal karşılayabiliriz. Fakat olmaması gereken, bizi biz yapan, doğumumuz ile birlikte bizimle var olan bir şeyi unutuyoruz ki, bunu ne akıl ne de vicdanımız kabul edebilir. 

Unuttuğumuz; bu dünyada varlığımızın anlam bulduğu yegane kimliğimiz... Vahşi doğadan gelip hayvansal iç güdülerini kontrol etmeyi bilen, akıl ve vicdanla var olan insanlığımız. 

Pek çok badireden geçmiş, toplumsal bireyler olarak ölüme, acıya, zorbalıklara vermesi gereken tepkiyi veremeyen, bu tepkiyi veremediği gibi kan ve gözyaşına karşı zafer çığlıkları atıp gaddarlaşarak, zalimleşerek unutuyoruz insanlığımızı.

26 Şubat 2015 Perşembe

Kahramanlar Üzerine Bir Kaç Söz

Hayat ezen ezilen, sömüren sömürülen arasındaki mücadelenin ara renkleri ve ara duraklarında sürüyor. Geçmişten geleceğe uzanan, kesintisiz bir süreç. Bu süreçteki olgulardan biri de, farklı kulvarlarda, farklı coğrafyalarda öne çıkan, sembolleşmiş bireylerin varlığı. Kahramanlaştırılan, büyük bir bağlılığın bazen bağımlılığın objesi olan hatta tanrılaştırılan bireyler; varlığımızı onlara borçlu olduğumuzu, olmasalardı  olamayacağımızı düşündüğümüz şahsiyetler. Her iki taraf için de geçerli bir durum. Ama bizi ilgilendiren ezenlerin, sömürgecilerin, zorbaların ve  aldattıkları kesimlerin  kahramanları değil ezilen, bin bir türlü baskının, zulmün, haksızlığın  hedefi olmuş kitlelerin kah pratikte kah teoride öncülüğüne soyunmuş kişilikler.

Her ne kadar tarihsel süreç içerisindeki rolleri az yada çok abartılsa da, onları anmak insanlığımız açısından var olan umudumuzu  tazelememize yardımcı olabileceğini düşünüyorum; sadece anarak değil anlamaya çalışarak da... Gerçi burada sistem içerisindeki karşıt toplum ve toplumsal yapıların birbiriyle olan çatışmaları nedeniyle pek çok şey gibi bu kahramanlık ve liderlik durumu da güçlü bir şekilde manipüle edilmiş, güçlü olanınki, herkesin kahramanı ve lideri sayılmış, tüm topluma empoze edilmek istenmiştir. Bu durumda nice katil ve zorba kahraman ilan edilirken onlarca fedakar, bilge ve öncü kişilik kendi toplumlarından gizlenmeye çalışılmış, çirkinliklerle yaftalanıp, düşman muamelesi görecek bir algının hedefi  olmaları sağlanmıştır. Tamamen etkisiz hale getirilemeyenler ise sistem tarafından kullanılmak, bir rant kapısı ve psikolojik yozlaştırma aracı haline getirilmeye çalışılmıştır. Bu durumda lider gördüklerimizin, kahramanlık atfettiklerimizin durumlarını genel insanlık değerleri açısından tekrar değerlendirmemiz doğru bir tavır olabilir.

Koşullar tarafından belirlenen ve çıkarlar çatışmasının aldatılmışlığında doğru liderlerin - ama bizim değil tüm insanlığın ortak çıkarları açısından-  peşinden gitmenin önemi kadar zorluğu da ortadayken, karanlıktaki ışığı görebilmemiz için çıkar ve cehaletin de etkin rol oynadığı ilkel güdülerimizi değil, beynimizi ve yüreğimizi kullanmamız gerekiyor.