Daha önce konusunu okumadığım, fragmanını izlemediğim bir filmdi İftarlık Gazoz. Evde izleme fırsatı bulduğumda, muhtemelen pek çok izleyici gibi, Cem Yılmaz adına istinaden bir komedi filmi izleyeceğimi düşünmüştüm. Ama şaşkınlık ve beğeniyle, içinde mizahın da eksik olmadığı bir dram filmiydi izlediğim.
Senaryosu ve yönetmenliği Yüksel Aksu'ya ait olan bu filmde hem görüntü hem oyunculuk oldukça iyi. Ayrıca ortaya çıkarılan hikaye kaybolmaya yüz tutmuş insancıl bir sıcaklığı, apolitik toplumun siyaseten şaşkınlığını, iradenin inanç üzerindeki etkisini gözlerimizin önüne seriyor.
Film hakkında geniş bilgi için : http://www.beyazperde.com/filmler/film-230878/
film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
7 Aralık 2016 Çarşamba
4 Ocak 2016 Pazartesi
Marslı / The Martian (Film)
Marslı, 2015 yılının son günlerinde seyretme şansı bulduğum kaliteli bir bilimkurgu filmi. Gerek insanoğlunun evrenin varlığı, gelişimi ve geleceğine yönelik bilimsel merakı, gerek dünyamızı talan eden bir sistemin sebebi belli uzaya açılma hırsı ve arzusuyla motive olan uzay araştırmalarının edebiyata ve beyaz perdeye yansımalarını her zaman görebiliyoruz. Mars'a insanlı bir yolculuğun hazırlıklarının yapıldığı bu süreçte "Marslı" filmi de bu kızıl gezegende nelerle karşılaşılabileceği ile ilgili ipuçları sunarken, iyi bir görsellikle gerilim ve heyecan düzeyi yüksek bir film keyfi sunuyor. 9 Eylül 2015 Çarşamba
Jüpiter Macerası (Europa Report )
Uzay ile ilgili filmleri her zaman sevmişimdir. Heyecanla baktığımız gökyüzünden bize göz kırpan yıldızların ulaşılmazlığı, evrenin sonsuzluğuna merak ve hayallerimiz hep çekici kılmıştır uzayı.
Bu tip filmlerle uzaya dönük arzularımızı yapay da olsa giderebiliyoruz. Aynı zamanda bu filmler yıldızların ve gezegenlerin ışıklarıyla zihin dünyamızda var olan evren algımızı ve hayal sınırlarımızı genişlemesine de yol açıyor.
Bu tip filmlerle uzaya dönük arzularımızı yapay da olsa giderebiliyoruz. Aynı zamanda bu filmler yıldızların ve gezegenlerin ışıklarıyla zihin dünyamızda var olan evren algımızı ve hayal sınırlarımızı genişlemesine de yol açıyor.
22 Ağustos 2015 Cumartesi
Alan Turing ve Yapay Oyun / The Imitation
Alan Turing tarihe geçmiş başarılı bir İngiliz matematikçi, bilgisayar bilimcisi ve kriptologtur. İkinci Dünya Savaşı sırasında Alman ordusunun haberleşme şifrelerini kırmasındaki başarısından dolayı bir savaş kahramanı olarak kabul edilmiştir.
2014 İngiltere yapımı Yapay Oyun, günümüz bilgisayarlarının teorik ve pratik olarak ilk temellerini atan, günümüzde popülerleşmiş yapay zeka kavramını dillendiren Alan Turing'in gerçek yaşamından kesitler sunan bir film.
3 Ağustos 2015 Pazartesi
İçimdeki Ses ( Film)
Engin Günaydın'ın hem senaryosunu yazdığı hem de başrolünü oynadığı 'İçimdeki Ses' filmini sıkılmakla sıkılmamak arası bir ruh haliyle izledim. Zaman zaman kahkahalar atarken, bazen de dikkatimin dağıldığını fark ettim. Film hakkındaki yorumlarda iki zıt görüş eşit bir ağırlık kazanmış; ya çok beğenilmiş ya da hiç.Film annesiyle yaşayan bir senaristin zengin ve güzel bir kadınla yaşadığı aşk macerasını konu alıyor. Bu macerayı ilginç kılan senaristin asosyal, kendine güvensiz, pinpirikli kişiliğinin genç, güzel ve hayat dolu bir kadınla olan çakışması, çatışması ve bu süreçte hayatların, kişiliklerin farklı bir yöne kayması.
13 Temmuz 2015 Pazartesi
Delete (Film)
Bilgisayarlar, tabletler, akıllı telefonlar, televizyonlar ve internet bağlantısı olan tüm cihazlar hanemizin içinden, dünyadaki tüm yaşam alanlarına kadar bizimle birlikteler. Tüm dünyayı sarmalayan bir ağla bir birine bağlılar. Çin'deki bir akıllı telefonla İstanbul'da herhangi birinin smart televiyonu bu büyük ağ üzerinden istenildiği zaman
5 Temmuz 2015 Pazar
Sanatçı Ve Sanatsever...
Bazen bir kitap okur ya da bir film izler onu anlamaya, büyük mesajlar, öğretiler, güçlü bir edebiyat görmeye çalışırız. Eğer o eserden dişe dokunur bir anlam çıkaramaz ya da beğenmezsek kendimizde bir eksiklik görür o değerli ve ünlü sanatçımıza karşı kendimizi suçlu bile hissedebiliriz. Oysa sanatçımız gerçekte tüketicisi olduğumuz bizlere karşı eksik ve borçlu bir konuma da düşerek başarısız hatta rezil bir iş çıkarmış olabilir. Başarı sürekli olmadığı gibi başarısızlıkta bir kader değildir...
Bu durumu gözardı etmeden gerekli eleştiri ve yorumu yapmaktan çekinmemeliyiz. Sanatçı ve sanatsever arasındaki ilişkinin de eşitlik ve özgürlük temelinde kurulması, diğer tüm alanlarda olduğu gibi bir gerekliliktir.
1 Temmuz 2015 Çarşamba
Terminator: Genisys
Pek çok kötülüğün, savaşın ve yıkımın yaşandığı dünyamızda keşke geriye dönüp bazı şeyleri engelleyebilecek gücümüz olsaydı. Geri dönüp yeni başlangıçlar var etmek. Olmadı mı bir daha, bir daha geriye gitmek... Sanırım bu durumda sürekli geriye giderek hiç geleceği yaşayamazdık.
1984 yılında ilk kez vizyona giren Terminatör filmi gelecekten geçmişe bu tip bir müdahale hikayesi üzerinden güçlü bir aksiyonla sinema dünyasına giriş yapmıştı. 2009 yılına kadar yeni teknolojilerin gücünün kullanıldığı daha güçlü aksiyon ve görsellikle bezenmiş üç Terminatör filmi daha izledik. Aksiyon seven pek çok sinemasever için unutulmazlar arasına giren filmlerdi bunlar.
Geçen hafta sinema tarihinde bir kült yaratan bu Terminatör fillerinden beşincisi diyebileceğimiz Terminatör: Genisy (yaratılış) ülkemizde vizyona girdi. Film Terminatör filmlerine sadık kalarak, yaşlanmış bir Arnold Schwazenegger ile insanlığın kurtuluşuna dair konusuyla, güçlü bir 3D seçeneği ve yeni teknolojilerin süslediği oldukça iyi bir görsellik sunuyor. Sosyal medya ve teknoloji bağımlılığı üzerine verdiği mesajlarla birlikte Terminatör tutkunları ve aksiyon severler için iyi bir film.
--------------------------------------------
İmdp puanı: 7,3 / 10
Yönetmen: Alan Taylor
Oyuncular: Arnold Schwarzenegger, Jason Clarke, Emilia Clarke
Türü: Aksiyon, bilim kurgu, macera
2015
Fragman
18 Haziran 2015 Perşembe
Wild ( Yaban) / Film
Gülümseyerek aydınlıklar içinde var olduğumuz ve sürekli bu şekilde devam edeceğini düşündüğümüz hayatımız bir anda tepetaklak olup, karanlığa gömülebiliyor. Bu durumda önümüzü göremez, hedefsiz, fırtınada sürüklenen bir gemi gibi kıyıdan kıyıya savrulur,demirleyebileceğimiz bir limandan yoksun kalırız. Önümüzde iki seçenek belirir bu durumda: ya tüm zorluklara karşı direnip hayata tutunuruz ya da pes edip, girdap olup bizi kendine çeken karanlıkta kaybolup gideriz. 2015 te ülkemizde vizyona giren ve oldukça beğenilen Wild ( Yaban ) filminde bu ikilem içerisinde kalmış genç bir kadının ilk seçenek üzerinden hayata tutunuş hikayesini izleye bilirsiniz.
Zamansız bir şekilde, acılar içerisindeki annesini kaybeden ve bu darbenin etkisiyle savrulan, evliliği sonlanan, umutsuzluk ve çaresizliğe kendini teslim eden bir kadın. Son bir gayretle hayata tutunabilmek adına Amerikanın uzun, tehlikeli ve ıssız 'Pasific Crest Yolu' denen doğa parkurunda, haftalarca süren tehlikeli bir yolculuğa tek başına çıkar. Aştığı her engelde, attığı her adımda kendini, hayatını sorgulayarak adeta kendisini boğan pislik ve karanlıktan arınır. Yeniden bir doğuş hikayesidir onun ki.
Cheryl Strayed' in Wild: From Lost to Found on the Pacific Crest Trail adlı romanından uyarlanan kaliteli ve insana dair anlatımıyla izlenmesi gereken bir film.
Unutmayalım: "yaşamak direnmektir"
2 Mayıs 2015 Cumartesi
Interstellar ( Yıldızlararası)
Zaman varoluş ile yokoluş arasındaki yolculuğumuzda bize her şeyin değiştiğini anlatan bir kavram. Bir başlangıcı bir sona bağlayan, üzerinde bir irade sağlayamadığımız zaman üzerine, insanoğlu antik çağlardan beri kafa yormuş ve yormaya devam ediyor.Her başlangıcın sonu olduğu gibi üzerinde yaşadığımız Dünya'nın da bir sonu olduğu aşikar. Fiziksel sonlanışını insanoğlunun hızlandırdığı bir süreçteyiz. Peki sonun yaklaştığını bilsek ne yaparız? Her şeyin kötüye gittiği, yer küremizde yaşanılabilirliliğin artık kalmadığı zaman ne olacak?
İnterstellar ( yıldızlararası ) filminde bu soruya bir yanıt aranıyor. Güçlü görseller, sürükleyici bir kurgu ile başka dünyalar arayan insanoğlunun hikayesi. Kuantum, görelilik, solucan delikleri, zaman ve mekan üzerine teorilerin ışığında yapılmaya çalışılan bir yolculuk. Kendimizi evrenin merkezi olarak gördüğümüz küçük dünyamızda aslında evrenin aklımızın alamayacağı kadar bir genişliğe ve farklılıklara sahip olduğunu görebileceğimiz ve bu temelde küçük hayatlarımızı sorgulamamız gerektiğini hatırlatan bir film.
Eğlence ve heyecandan çok bilim ve düşünce üzerinden kurgulanmış olan bu bilimkurgu filmin kaçırılmaması gerektiğini düşünüyorum.
Yaşanılacak başka dünyalar aramak yerine muhtemelen bir eşi olmayan, olsa bile bulmamızın imkan dahilinde olacağını düşünmediğim dünyamızın,yaşanılabilirliliğini muhafaza edebilecek bir anlayışa tüm insanoğlunun erişebilmesi umuduyla...
| Vizyon Tarihi | 7 Kasım 2014 (2s 49dk) |
|---|---|
| Yönetmen: | Christopher Nolan |
| Oyuncular: | Matthew McConaughey, Anne Hathaway, Michael Caine |
| Tür | Bilimkurgu , Dram |
| Ülke | ABD |
| Beyazperde | 5,0 |
| Basın | 4,0 6 kritik |
| Kullanıcı | 4,4 430 oylama 98 kritik, http://www.beyazperde.com/filmler/film-114782/ |
6 Nisan 2015 Pazartesi
Mucize (Film)
Mahsun Kırmızıgül'ün Mucize filmini, kendisinin seyrettiğim ilk filmi olması nedeniyle pür dikkat ve birazda heyecanla izledim. Yabancı olmadığımız çoğrafyadan yabancısı olduğumuz bir zaman diliminde geçen bir hikaye olsa da onca yılın çözemediği ve varlığını devam ettirdiği bir yaşam kesiti.Gerçek bir hikayeden uyarlanmış, Mahsun Kırmızıgül'ünde rol aldığı bu filmde doğanın ve bakir diye bileceğimiz bir köyün görüntüleri bile izlemek için iyi bir neden olabilir. Dram ve mizahın bir arada olduğu film maalesef -eğer ki öyle bir niyeti varsa- gerçeklikleri aktarmada, bireylerin var olabileceğini düşündüğüm ruhsal durumlarını betimlemede başarısız kalmış. Anadilde eğitim sorunu gibi başlı başına bir trajedi ve toplumsal travmayı tamamen es geçip- ki filmin ana gövdesi eğitim üzerine- 60'lı yıllarda bu belkide tek kelime bile Türkçe bilmeyen Kürt köyünde tüm çocukların ve yetişkinlerin şakır şakır Türkçe konuştuğu gibi bir yanılsamayı sunmuş. Filmin başında komedi yapacağım diye tuhaf bir şekilde uzun süren kirli, paslı diş muhabbetiyle karşı karşıya kalışımız; abartılı, çirkin tipler, pek çok sinemacının yaptığı gibi Mahsun'un da doğup ve büyüdüğü bu çoğrafyanın aktarılmasında ve algılanmasında nasıl bir fikirsel ve toplumsal düşünceye sahip olduğunu, yaptığı şeyin ne kadar farkında olduğunu merak ettim.
Filmde sakat Aziz ve doğa dışında yaşamın gerçekliğine dair pek bir şey bulamadığımı söyleyebilirim. Bir atletizm yarışmasında çıkış için tabancanın ateşlenmesini bekleyen ama bir türlü bunu duyamayıp sürekli çıkış çizgisinde kalan yarışçıların hali gibi bir başlangıç ve bitişi vardı filmin. Filmin ilk başlarında yolsuz ve okulsuz bir köy, "zazaca mı öğreteceksiniz?" diye öğretmene sorulan soru, dağdaki eşkiyalar vs. gibi önümüze çıkan sorunlar üzerinde durulmadan bir kenara bırakılmış... Bunca emeğin karşılığında anlatılan bu hikayeyi daha az bütçeyle herhangi bir yerde yapabilirdiniz. O görkemli dağlarda insanların yaşadıkları trajedi ve zorlukları anlatamadan inmenin, bir cesaretsizliğin ve belki de bilinçli bir manipülasyonun varlığına işaret ettiğini düşünüyorum. Diğer filmlerini seyretmedim ama bu filminde yönetmenin oynadığı roldeki bireyin şaşılığıyla kendisinin hayata bakışı arasındaki ilişki dikkat çekici.
Sakat Aziz rolündeki Mert Turak'ın başarılı bir performans ortaya koyduğu 'Mucize' tüm eksikliklerine rağmen ( sinema tekniği hakkında pek bir bilgim olmadığından o konuda bir şey söyleyemiyorum) güzel görselliği ile boş vaktinizde sıkılmadan izleyebileceğiniz bir film.
3 Mart 2015 Salı
Benim Dünyam (film)
![]() |
| Film Hakkında |
Bizi hayata bağlayan duyularımızdır. Doğayla iletişimimizi sağlayarak bizi hayatta tutan özelleşmiş organ ve vücut bölgelerimizin her biri tek başına, yaşamımız için büyük öneme sahiptir. Ama bunların içinde iki tanesine, sanırım hepimizin hem fikir olacağı gibi, iletişimimiz ve buna bağlı olarak hayatımızı idame etmemiz için çok daha fazla gerek duyarız. Bunlar görme ve işitme duyularımızdır. Bunlardan birinin yokluğu ya da eksikliği yaşamı bir kabusa çevirip, bu eksikliğin olumsuzluklarını aşmak için büyük bir mücadelenin gerekliliğine neden olur. Karanlığa gömülmek ya da sessizliğe mahkum olmak...
(Her ne kadar tüm organları sağlıklı olup,hayata karşı kör ve sağır olanların varlığını ayrı bir felsefik, toplumsal değerlendirmenin konusu olsa da anmadan geçmemek gerek.)
Kör olmak, karanlık bir dünyada nefes almaya mecbur bırakıp, şekillerin ve renklerin oluşturduğu muhteşem görsellikten mahrum ediyor insanı. Dünyanın renk ve ışığıyla tanışıp sonradan görme yetisini yitirenler doğuştan bu durumda olanlara göre psikolojik olarak daha zor bir süreci yaşıyorlar. Görememek bireyin hareket kabiliyetini kısıtlayarak başta ekonomik olmak üzere yaşamsal ihtiyaçların karşılanmasında büyük zorluklara neden oluyor.
İşitme duyusunu kaybetmek, yaşamsal aktivitelerin gerçekleştirilmesinde büyük zorluklara neden olmakla birlikte asıl darbeyi bireyin diğer insanlarla olan iletişimine vuruyor. Doğuştan yada küçük yaşlarda ortaya çıkacak bu durum en önemli iletişim aracımız olan konuşma yetimizi de kullanılmaz hale getiriyor. Duyulamıyan sesler tekrarlanamıyor ve lisan öğrenilemiyor.
Bu her iki durumdan biriyle karşı karşıya kalan birey toplumun vurdum duymazlığına, devletin ilgisizliğine rağmen, zorluklar içinde olsa da yaşamını bir şekilde idame ettiriyor.
Bundan daha kötü bir durum ise, ki ben bunun nasıl bir şey olacağını hayal bile edemiyorum, bu iki duyunun da olmaması. Kör ve sağır; karanlık ve sessizlik. Bu dehşet durumun var olabileceğini geçenlerde seyrettiğim başrollerini Uğur Yücel ve Beren Saat'in oynadığı 'Benim Dünyam' isimli sinema filmini izleyince fark ettim ve nasıl bir şey olabileceğini düşünmeye başladım, düşününce ürktüm ve böyle bir durumla karşılaşırsam yaşayabileceğimden emin olamadım. Umarım kimse böyle bir durumla karşı karşıya kalmaz.
Film hakkında ise şunları söyleyebilirim: Dram türünde olan bu filmde bebekken geçirdiği bir hastalık sonucu görme ve işitme duyularını kaybeden bir kız çocuğunun eğitilerek yaşamdan kopmaması için, ailesinin çaresizliğine karşı, bir eğitmenin büyük bir azimle mücadelesini anlatıyor. Körlüğün ve sağırlığın bir arada olmasının getirdiği zorlukları, kişinin psikolojik durumunu etkileyici bir şekilde anlatamamış olsa da bazı farkındanlıkların oluşması için seyredilmesi gereken, Uğur Yücel ve çocuk oyuncu Melis Mutluç'un performanslarıyla öne çıktığı bir film.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






