kültür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kültür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ocak 2016 Pazartesi

Marslı / The Martian (Film)

Marslı, 2015 yılının son günlerinde seyretme şansı bulduğum kaliteli bir bilimkurgu filmi. Gerek insanoğlunun evrenin varlığı, gelişimi ve geleceğine yönelik bilimsel merakı, gerek dünyamızı talan eden bir sistemin sebebi belli   uzaya açılma hırsı ve arzusuyla motive olan uzay araştırmalarının edebiyata ve beyaz perdeye yansımalarını her zaman görebiliyoruz. Mars'a insanlı bir yolculuğun hazırlıklarının yapıldığı bu süreçte "Marslı" filmi de bu kızıl gezegende nelerle karşılaşılabileceği ile ilgili ipuçları sunarken, iyi bir görsellikle gerilim ve heyecan düzeyi yüksek bir film keyfi sunuyor. 

24 Ağustos 2015 Pazartesi

Caynizm ve Bir İbadet Olarak Ölüm

Tüm dünyada yaşayan milyarlarca insanın on binlerce yıl içerisinde var ettiği, sürekli bir değişim içerisinde olan, sınırları birbiriyle çakışan farklı kültürler ve bu kültürlerin farklı bir boyutu olan dinlerle karşı karşıyayız.

Sahip olduğumuz dinsel ve kültürel yaşam kalıplarından oldukça farklı davranış ve geleneklerle karşılaşmamız, iletişim çağındaki  dünyamızda eskiye göre çok daha fazla. Bunlar bizim kültürümüze, alışkanlıklarımıza o kadar ters ve farklı olabilmekte ki bu kültürleri dışlamak, aşağılamak ve suçlamak gibi davranışlara girebilmekteyiz. Çünkü tüm toplulukların sahip olduğu bir psikoloji olarak, doğru ve iyi olanı yaşayan sadece kendimizdir. 

14 Temmuz 2015 Salı

Düşünbil Dergisi 48. Sayı Bayilerde

Uzun bir zamandır yayın hayatımızda olan iki aylık yayın ve düşün dergisi 'Düşünbil'48. sayısıyla bayilerde. "Özgürlük; Düşünmektir" şiarıyla pek çok değerli yazarı sayfalarına taşıyarak  beyin kıvrımlarımıza nüfus edecek gözüküyor.





13 Ocak 2015 Salı

Biber mi İsot mu ?

Gereksiz bir yazı olabilir ama uzun yıllardır duyduğumda beni rahatsız eden bu konudan birazcık da olsa bahsetmek istedim. Yanlışsam düzeltilmesi için bir fırsat olur. En azından içimde kalmaz.

Biliyoruz ki Anadolu ve Mezopotamya çoğrafyası insanlık tarihindeki en eski yerleşim bölgeleridir. Pek çok farklı kavim ve etnik toplulukların gelip geçtiği; hala farklı kültürlerin varlıklarını korudukları bir bölge. Kadim zamanlardan kalan bir geçiş noktası. Bu nedenle bir çok zengin  kültüre ev sahipliği yapmakla kalmamış, pek çoğunun da yok oluşuna tanık olmuştur.

Günümüzde maalesef, egemenlerin ısrarla uyguladıkları farklılıkları yok etme, el koyma, sahiplenme ve tekleştirme politikaları sonucu,kültürlerin kendi doğal yayılışı ve birbirleriyle etkileşimi yerine, olumsuz anlamda, saçma, komik ve en önemlisi de trajik bir hal almış olan kültürler bulamacı, karmaşası  oluşmuştur. Biraz araştırılıp, bakılırsa pek çok örnek ortaya konabilir.

Bunlardan biri de Urfa'nın 'isot'u dur. Urfa'da yetişen ünlü bir biber türüymüş gibi bahsedilir. Evet Urfalılar, Antepliler ve yöredeki pek çok yerleşim yerinde yaşayanlar gibi biberi çok sever ve çok kullanırlar. Burada benim sorun ettiğim şudur: Urfa da 'isot' diye bir biber türü yoktur. Urfa ve içinde bulunduğu bölgede ağırlıklı olarak konuşulan Kürtçe de isot  'biber' demektir. Mardin'de de, Elazığ'da da, Hakkari'de de, Kars'ta da vs. Kürtçe konuşulan her yerde biberin karşılığı 'isot'tur; bildiğiniz 'biber'. Yani Urfa'ya özgü bir türün
adı değil. Urfa'da yetişen iyi cins, farklı bir  aromaya ve lezzete sahip biber üretimi vardır fakat bunu adı 'isot' değil başka bir şey olmalıdır. Çünkü bu kelime o öğenin başka bir dildeki karşılığıdır.

Bu durum Türkçe ve Kürtçe arasındaki ilişkinin çarpıklığı olarak adlandırılabileceği gibi içinde yaşadığımız ve bir parçası olduğumuz kültür karmaşasının basit bir örneği olarak da
 tanımlanabilir diye düşünüyorum.






19 Kasım 2014 Çarşamba

Domuz eti niçin haram ?


Ülkemizde, Anadolu coğrafyasında, her yörede yaşayan bir hayvandır domuz. Onu sevmez, iğrenir ve nefret ederiz. Çünkü dinimizde haram kılınmış bir hayvandır. Pek çok harama çok kolay bir şekilde el uzatırken domuz etine karşı sarsılmaz bir haram anlayışımız vardır. Etini ve yağını yememek için oldukça dikkatliyizdir hele ki hristiyan ülkelerde yaşayan veya oralara seyahat eden müslümanların daha da dikkatli olması gerekir bu konuda.

İslam inancındaki bu yasak kaynağını Kuran'dan alır:
"Allah sizlere yalnız leşi, kanı, domuz etini, bir de Allah'tan başkası adına kesilenleri haram kıldı.''
(Bakara, 2/173).
"Leş, kan, domuz eti, Allah'tan başkasının adı anılarak kesilen hayvanlar sizin için haram kılınmıştır." (Mâide,^5/3)
"Ey Muhammed, de ki: Bana vahiy olunanlar arasında, yiyen bir kişinin yediği herhangi bir şeyin haram olduğuna dair bir hüküm bulamıyorum. Ancak leş veya akıtılmış kan, yahut domuz eti ki bunlar pistir, yahut doğru yoldan çıkarak, Allah'tan başkasının adı anılarak kesilen hayvanların yenmesi haramdır..." ( En'âm, 6/145)

Yukarıdaki ayetlerde de görüldüğü gibi Domuz eti haram kılınarak yasaklanmıştır. Sadece hayati durumlarda gereğinden fazla olmamak şartıyla tüketilebileceği yine Bakara sûresi 173. ayette belirtilmiştir.

Peki neden yasaklanmıştır? Haram kılınmasının sebebi Kuran'da açık olarak belirtilmemiştir. Sadece pis olduğuna dair bir atıf vardır. Sonradan yapılan yorumlarda bu hayvanın kendi pisliği içinde, çamurda yaşadığı için bu şekilde haram kılındığı belirtilmiştir. Fakat bu neden çok mantıklı değildir, çünkü etini yediğimiz bir çok hayvan aynı durumdadır. Domuzlar ter bezleri olmadığından vücut ısısını kontrol etmek için suya yada çamura ihtiyaç duyarlar. Yakın zamanlarda ise tespit edilen bazı hastalıklar ve etinin çok yağlı olması gibi nedenler ileri sürülmüştür. Yani bu haramın haklılığını ortaya koymak amacıyla nedenler, fikirler üretilmeye çalışılmıştır. Sonuçta inananlar için bir nedene gerek yoktur. Kuran'da haram olduğu belirtilmiş olması yeterlidir. Bu dinsel yaklaşımlara sert bir karşıtlık içinde olan bazı çevreler de domuz savunuculuğuna soyunarak olayı ideolojik bir çatışma ve rekabet anlayışıyla hareket etmişlerdir.

Bu tip yasaklamaların, kuralların mutlaka bulundukları zaman içindeki şartlara bağlı mantıklı nedenleri vardır. Yerel nedenlere dayanan pek çok kural dinsel yayılış ile birlikte tamamen alakasız yer ve zamanlarda devamlılıklarını sağlayabilmektedir. Muhtemelen Arabistan'ın sıcak çöl ikliminde bazı hastalıklara neden olduğu düşünüldüğünden bu yasaklamaya gidilmiştir. Ya da farklı dinsel inançlardan etkilenilmişde olabilir. Çünkü yine bu coğrafyada daha eski bir semavi din olan musevilikte de domuz eti, tavşan ve deveyle birlikte yasak edilmiştir. Musevilikte Karşut denen yasalarda nelerin yenebileceği veya yenilemiyeceği belirtilmiştir. Bunun dışında pek çok kültür ve inançta farklı nedenlerle domuzla beraber yenilmesi yasaklanmış hayvanlar bulunmaktadır. Örneğin bir teoriye göre orta Asya'da bazı göçebe kabilelerin domuzdan nefret etmesinin sebebi mücadele ettikleri yerleşik toplumların bu hayvanı besleyip yetiştirmesi olarak gösterilmiştir.

Her kültürün binlerce yıl içinde biriktirdikleri ile yaşıyoruz. Farklı şartlarda, farklı amaç ve sebeplerle ortaya çıkmış olan kültür öğelerinin bazılarını nedenini bilmeksizin yaşatıp gelecek nesillere aktarırken, bazılarının mevcut şartlarda değişmesinin ya da kaybolmasının önüne geçemiyoruz. Değişim ve evrim süreci doğayla beraber kültür üzerinde de etkisini devam ettiriyor.

Daha iyiye doğru bir değişim umuduyla...