kitap tanıtım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap tanıtım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Eylül 2016 Cuma

Bay Blanc / Roman Graf

Dünya dönüp, hayat soluk alıp vermelerimiz arasında akıp giderken biz yaşlanıp, tükeniyoruz. Mutlak sonun ayırdında olmadan gereksiz ayrıntılar içinde ya da yersiz korkuların zayıflığında kaçırdıklarımızın pişmanlığı yakamıza yapışabiliyor.

Pek çok ödül almış İsviçreli yazar Roman Graf'ın ilk romanı olan bu eserde güvenli, stabil ve rahat bir yaşam içerisinde kendini sınırlamış pimpirikli bir adamın risk almaktan, maceraya atılmaktan korkan kişiliğinin adım adım mutsuzluğa ve pişmanlığa giden hikayesi anlatılmış. Hayatına girmiş üç önemli kadının etkisinde hem kendini hem de İsviçre gibi zengin, güvenli ve kurallara bağlı bir ülkenin insani soğukluğunu sorguluyor.

9 Ağustos 2016 Salı

Sapiens / Yuval Noah Harari

Şuan, yaşadıklarımızla geldiğimiz nokta insanlık olarak diğer toplum kesimleri, halklar ve farklı kültürlerle olan kopukluğumuzdur.. Yüksek duvarların ayırdığı zihinlerimizle diğer insanlara şüphe ve korkuyla bakıyor, zaman zaman birbirimizi yok etmeye varan şiddeti kullanabiliyoruz. Kültürel farklar, insanlar arası aşılamayacak engellermiş gibi bir düşünce ve davranış moduna girmişiz. Oysa hepimiz aynı türe aitiz ve yeterince geriye gidildiğinde şu veya bu kişiyle ortak bir ataya yaşamımızı borçluyuz.

Bizi birbirimizden farklılaştıran  tüm sosyo-kültürel  ayrımlar yapaydır ve hepimizin sonsuz evrende bir iğne ucu büyüklüğünde yer kaplayan dünyada yaşayan milyonlarca canlı türünden biri olduğumuz gerçekliğini gizliyor ya da yok sayıyor. Genel olarak yaşam içerisinde kendimize  sormamız gereken "kimim ben ?"  ve  "İnsan nasıl var oldu?" gibi insanlığımıza ait soruları es geçiyoruz. Oysa ilk sormamız  ve cevabın peşinde ısrarla  koşmamızı gereken sorular bunlar.

10 Mayıs 2016 Salı

Sulak Bir Gezegenden Öyküler / Sargun A. Tont

Daha önce Tübitak tarafından basılan ancak pek çok sorgulayıcı bilimsel eser gibi bir kenara atılan Sargun Ali Tont'un 'Sulak Bir Gezegenden Öyküler' isimli kitabı şimdi Kırmızı Kedi Yayınları'nın Popüler Bilim Dizisi'nden tekrar okuyucunun karşısına çıkıyor.

Deniz Ekolojisi uzmanı olan akademisyen Sargun Ali Tont bu kitabında klasik bir ekoloji irdelemesi yerine daha kapsayıcı bir şekilde, etik ve estetik boyutlarıyla ele alıyor ekolojiyi. Pek çok ekolojik sorunsalı masaya yatırıp, çözümler sunuyor; sıkmadan, kırmadan.


Kırmızı Kedi Yayınları
İstanbul,2016
272 sayfa


24 Nisan 2016 Pazar

Kaybolan / Hans Ulrich Treichel


Her savaşın insanlığa yaşattığı devasa bir acı ve yıkım vardır. Bu kan kırmızı zamanlardan kalan travmalar yıllar boyu bireylerin, toplumların  peşini bırakmaz; küçük bir engelle ya da bir problemle karşılaşmaya görsün insan, travmanın ağırlığıyla anında tökezler, hatta boylu boyunca uzanır karanlıklara.

Savaşın karanlıklarında yitip giden canların yanında kaderi bilinmeyen kayboluşlarda yaşanır çokça. Belki de en zoru budur; çünkü ölüm unutulan bir acı, kayboluş ise sürekli yaşanan ve ancak ölümle dinen bir yürek ağrısıdır.

1 Şubat 2016 Pazartesi

Öteki Ben / Dostoyevski

Hayatın ağırlığı altında, toplumsal kalıplar ve yönlendirmeler içinde güç getiremediğimiz, ses veremediğimiz; arzularımızı, isteklerimizi, düşüncelerimizi istediğimiz şekilde ifade edemediğimiz zamanlar vardır. Bu, yaşam içerisinde herkesin kişilik şekillenişine göre az ya da çok yaşadığı bir süreçtir...

Bu zamanlarda içimizde, yapamadıklarımızı  yapmaya hazır bir "öteki ben" ortaya çıkabiliyor. Yaşadığımız çelişkilerin şiddetine bağlı olarak kâh içimizden ses veren, kâh bilincimizde ete kemiğe bürünüp deliliğimize eşlik eden bir "öteki ben" ile karşı karşıya kalabiliyoruz.

26 Aralık 2015 Cumartesi

Kürk Mantolu Madonna / Sabahattin Ali

Her insan beyninde ve ruhunda kendine münhasır bir dünya barındırır. Yalnızlığı seçmiş ya da seçmek zorunda kalmış insanların durgunluğu, sessizliği, içlerinde kopan fırtınaları örter. Dışa vurduklarıyla insanları değerlendirmeye, anlamaya ve tanımaya çalışsak da ulaşamadığımız, bilemediğimiz ve onları tam olarak tanımamıza engel olacak gizli dünyaları her zaman var olacaktır. Buz dağı misali dışa vurduklarından çok daha fazlasını iç dünyalarında yaşarlar.  

23 Kasım 2015 Pazartesi

Dönüşüm / Franz Kafka

Bir sabah uyandığımızda, farklı bir yaratığa dönüşmüş olabileceğimiz hiç aklımıza gelir mi? Ya da zaman içinde insan olmanın gerektirdiği duygularımızı kaybettiğimizin farkında mıyızdır?... Belli kurallara, kalıplara ve davranış biçimlerine sistem tarafından hapsedilen ve buna boyun eğen bir bireyin insan olmanın dışında, başka bir şeye dönüşmesi engellenebilir mi?   

Büyük yazar Kafka bu soruya, "Dönüşüm" isimli öyküsünde kahramanı Gregor Samsa'yı bir sabah yatağında bir böceğe dönüşmüş şekilde uyandırarak cevap vermiş. Bir ailenin geçimini üstlenmiş, çalışmayı hayatının merkezine koymuş Gregor Samsa bir böceğe dönüşmüş olduğunu fark edince ilk aklına gelen ve endişe duyduğu şey, işe gidemeyecek olma ihtimalidir. İhtimaldir, çünkü o haliyle bile işe gitme mücadelesi içindedir.



18 Kasım 2015 Çarşamba

TEK / Hakan Nordik (Rüstem Batum)

Hakan Nordik takma ismiyle Rüstem Batum'un "Tek" isimli kitabı ABD' den Türkiye'ye uzanan hikayesiyle polisiye türünde bir roman. Fakat klasik bir polisiyenin dar ve sınırlı toplumsal alanı yerine geniş bir siyasal ve coğrafi alanı kapsayan bir konuya sahip. Kürt sorunuyla, Türkiye ve ABD siyasetiyle, katliamlarla, faili meçhullerle bağlantılı bir hikaye. Gücün, egemenliğin, burjuva hayatının, sistemin ve ırkçılığa bulanmış toplumun eleştirisiyle birlikte, sıkılmadan okunan, gerilim ve heyecan düzeyi yüksek olmasa da etkileyici bir sonla biten bir eser. 


6 Ağustos 2015 Perşembe

Küçük Feministin Kitabı / Sassa Buregren


Kadının erkek ile olan eşitsizliğine karşı  bir tepki akımı olan feminizm üzerine yazılmış pek çok bilimsel ve edebi eser var. Bununla birlikte erkek egemen toplum içinde büyüyen kız çocuklarının bir dönem sonunda farkına vardıkları bariz eşitsizlik ve erkeklerle farklı dünyaların insanı oldukları gerçekliği üzerine oluşan bir feminist çocuk  ve gençlik edebiyatı da mevcut. 

Bu edebiyat içinde bir başyapıt olarak kabul edilen, İsveçli yazar ve sanatçı Sassa Buregren'in Küçük Feministin Kitabı Güldünya Yayınları tarafından basılarak raflardaki yerini almış durumda. 

15 Haziran 2015 Pazartesi

Beklenen / Kathleen Mcgowan

Her güçlü öğretinin, her egemen inancın tarihinde üstü örtülen, görmezden gelinen gizemli bir yan vardır. Genelde bu egemenliğin tahsis ediliş sürecinde galip gelenlerin otoritelerini sürdürmeleri için gerekli bir durumdur. Bu gizemleri, bilinmeyen tarihi kah bilimsel kah fikirsel olarak eşeleyen, ortaya çıkarmaya çalışan kişilikler ya da gruplar her zaman var olmuştur. Olmasını arzu edeceğimiz durum da budur.  Bununla birlikte şarlatanlık yaparak rant peşinde koşanların da ortalıkta cirit attığını belirtmekte fayda var. Bu da arzu etmediğimiz bir durum.

Amerikalı yazar Kathleen Mcgowan hangi pozisyonda bilmiyorum ama hristiyanlık inancındaki Mecdelli Meryem olayını temel alarak kendisini de bu olayın bir parçası görerek yazmış. Kendi hikayesi olduğunu ve yıllarca yaptığı bir araştırmaya dayandırdığını söylediği bu romanında sürükleyici bir gerilim, hristiyanlık üzerine belirlemeler ve yaşandığına inanılan olaylarla düşündüren, merak uyandıran, güçlü anlatımlı bir kitap olmuş. Bol sayfalı bu kitabı genelde, durağan bölümler dışında sıkılmadan okudum. Bu tip gerçek olduğu iddia edilen gizem, gerilim tipi roman okuyucuları ve Hristiyanlık içerisindeki Mecdelli Meryem ve kutsal kase hikayesini merak edenler için tavsiye edebileceğim bir kitap.


İthaki Yayınları
552 sayfa
İstanbul,2006



9 Şubat 2015 Pazartesi

Mübarek Toprak / Pearl S.Buck

İyisiyle kötüsüyle şuan ki medeniyetimizin temelleri dünya üzerinde bir kaç noktada filizlendi. Büyük nehirlerin kucakladığı topraklar üzerinde boy verdiler. Su, biyolojik olarak bize hayat verdiği gibi kültürlerin var olup gelişmesinde de belirleyici bir rol oynadı. Fırat ve Dicle nehirleri nasıl ki Mezopotamya  ve Anadolu'ya can verdiyse Sarı nehir de Çin medeniyetine can oldu. Nil Mısır'a, Amazon Amerikan kıtasındaki medeniyetlere hayat verdi. Her biri, gök kuşağına benzetebileceğimiz uygarlığımızın ana renklerinden birini oluşturdu.

Ne var ki şuan dünyada ekonomik ve buna bağlı olarak emperyal gücün sahibi olan "batı medeniyeti"  tüm uygarlıkların merkezinde olduğu  yanılsamasını bilincimize işlemiş durumda. Literatürümüzde egemen olan yazılı ve sözlü edebiyatın büyük çoğunluğu bu batı kültürü içerisinden gelirken en az batı kadar zengin ve  kadim  kültürlere sahip coğrafyalardan uzak kalmış, yabancılaşmışız. Her ne kadar iletişim çağında olsak da bu eksikliğimiz devam etmekte.

Bizim açımızdan karanlıklarda kalmış bu coğrafyalardan zaman zaman varlıklarını bize hatırlatan edebi eserler ulaşmış. Yakın zamanda zevkle okuduğum nobel ödüllü kadın yazar Pearl S. Buck'ın 'Mübarek Toprak' adlı eseri buna güzel bir örnek olarak kendini gösteriyor. Bizden binlerce kilometre ötede bir batılının gözünde Çin halkının sosyal yaşamı ve bizim de yabancısı olmadığımız toprakla mücadelesini etkileyici bir dille anlatan pulitzer ödülü almış bir roman. Bu romanda toprağın insan üzerindeki önemi, onun için yapılan mücadelelerle birlikte gelenekselleşmiş erkek kadın ilişkilerinin sorgulanışını da görüyoruz. Belki de asıl önemli olan yoksul bir küçük toprak sahibinin kıtlığın sebep olduğu bir altüst oluş zamanında büyük toprak sahibine dönüşümünü ve bu sınıfsal değişimin bireyin insana, dünyaya ve yaşama bakışını nasıl değiştirdiğini çarpıcı bir biçimde anlatması.

Emeğin toprakla mücadelesi ve bu emek üzerinden asalak bir yaşam sürenlerin hikayesini bir de Çin toplumundan okumak isteyecekler için kaçırılmaması gereken bir kitap.



-------------------------
Roman
Vatan Kitap
İstabul, 2006
296 sayfa






27 Ocak 2015 Salı

Kırmızı Pazartesi / Garcia Marquez


Günlük yaşamın koşuşturmacasında artık kitap okumaya pek vakit ayıramazsam da yine okuma gayreti ve çabasından vazgeçmiyorum. Böyle bir çabalama sonucu Marquez'in 'Kırmızı Pazartesi' isimli, kısa romanını okumayı başardım. Bir çırpıda okunacak kadar kısa ve sürükleyici bu kitap, Kolombiya'nın  bir kasabasında gerçekleşen bir cinayetin hikayesini anlatıyor. Ama polisiye bir hikaye değil. Parmak izi, cinayet mahalli, şüpheliler yok burada. Denize atılmış bir silah, ifadesine başvurulacak tanıklar da yok. Her şeyin baştan belli olduğu; tüm kasabanın tanık olduğu, cinayetin kimler tarafından, niçin işleneceğinden ve kurbanın kim olacağına kadar hepsinin tüm ahali tarafından bilindiği bu romanda, yakın zamanda kaybettiğimiz büyük usta Marquez, toplumsal psikolojik bir analizle okuyucusunun karşısına çıkmış.

Kitabın ana ekseni namus kavramı, kadın ve toplumsal değerler üzerine kurgulanmış. Aslında burada bireysel olarak kimsenin tasvip etmediği, katillerin bile bu cinayeti işlememek için ellerinden geleni yapmasına rağmen toplumsal değer yargılarını kıramadıkları, insan tarafından var edilip kendisi tarafından kontrol edilemeyen bir sosyal-kültürel  işleyişin sonucunu görüyoruz. Bir nevi herkesin katil, herkesin kurban olduğu, namus kavramının da güçlü bir dişlisi olarak yer aldığı çarklarından kendini kurtaramadığı bir sistem. Ancak büyük alt üst oluşlarla etkisizleştirilebilecek bir işleyiş.
Bizden binlerce kilometre ötede ama bir o kadarda yakınımızda ve tanıdık..



----------------------

Can yayınları
İstanbul, 2000
Çeviri: İnci Kut
111 sayfa



23 Aralık 2014 Salı

Bir Noel Şarkısı / Charles Dickens

Evrenin Şarkısı

Hayat üzerine yazılmış pek çok etkileyici kitapla karşılaşmışızdır. Bunlar hepimizin yaşadığı, yaşayabileceği veya çevremizde görebileceğimiz olgu ve davranışları, etkileyici bir şekilde önümüze koyar; bir ayna görevi görür adeta. Körlüğümüze şaşırıp kaldığımız zamanlardır bunlar.

İngiliz yazar Charles Dickens'ın 'Bir Noel Şarkısı' da etkileyiciliği ile ününü hak eden, yukarıda bahsettiğimiz duruma uygun bir eser.

Kitabın son sayfasıyla birlikte, yaşamın aslında  evrenin söylediği bir şarkı olduğu fikrine kapılabilirsiniz benim gibi. Denge ve uyumun var ettiği bir şarkı. Bizler gündelik koşuşturmalar içinde bu şarkıyı genelde duyamaz, duyana da deli gözüyle bakar, alaycı bir tebessümü yüzümüze kondururuz. Çorak kalplerin duyabileceği yegane ses kulak tırmalayan bir cızırtıdır sadece. Bu nedenle pek çoğumuz mutsuz ve somurtkandır.

Bu şarkıyı duyabilmek için bize yapışıp kalan, gözümüzü kör, kalbimizi taş kesen, tanımlanması zor ağırlıklardan ve fazlalıklardan kurtulmalıyız. Bu durumdan nasıl kurtulmamız gerektiğini ancak kendimiz keşfedebilir ve uygulayabiliriz. Bahsettiğimiz bu kitaptaki gibi ruhların ve hayaletlerin yardımını beklememiz boş bir hayal olur.

Charles Dickens  bu etkileyici uzun öyküde, yarattığı kahramanı Scrooge kişiliğinde, bu durumu çarpıcı bir şekilde anlatmıştır. Kulaklarını ve kalbini çevresine kapatıp, hayatı para biriktirmekten ibaret bir hapishaneye çeviren yaşlı ve yalnız Scrooge, bir noel arifesinde ruhlarla, zaman içerisinde çıktığı zoraki bir yolculukta kendini sorgulama şansını yakalayacak, belkide evrenin şarkısını duyabilecektir.

Bu kitabı okurken, belki bu şarkıyı siz de duyumsayabilirsiniz...



-----------------------------
Bordo-Siyah yayınları
İstanbul, 2000
Çeviri: Meral Camcı
108 sayfa