hastalık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hastalık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ekim 2016 Salı

Meme Kanseri Riskinizi Azaltın

İnsanlığın başına musallat olmuş olan, daha doğrusu doğaya ve hayata karşı duruşu nedeniyle kendine musallat ettiği en öldürücü, yıpratıcı hastalıklardan biri olan Kanser korkutucu yüzünü arttırarak göstermeye devam ediyor. Bilgilendirmeler, araştırmalar, denenen yeni tedavi yöntemleri, alınan tedbirler derken yıllar geçiyor ve biz bu illetten kurtulamadığımız gibi, doğasıyla, toplumuyla tüm dünyayı yaşam tarzımızla kanserleştiriyoruz.

Kendimize bahşettiğimiz bu kanser türlerinden biri daha çok kadınlarda görülen Meme Kanseridir. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kadınlarda en sık rastlanan türdür. Pek çok hastalıkta olduğu gibi erken teşhis çok önemli. Hastalığın yayılmadan teşhisiyle uygulanan tedaviler %96'lık bir başarıyla meme kanserine karşı hastayı yaşamda tutabiliyor. Bu nedenle tüm dünyada Ekim ayı Meme Kanseri Bilinçlendirme Ayı olarak kabul edilerek eğitim ve taramalarla değerlendirilmesi amaçlanıyor.

13 Haziran 2016 Pazartesi

Su Çiçeği Nedir? Nedenleri Belirtisi ve Tedavisi


Su çiçeği, vücutta oluşan kırmızı kaşıntılı lekelerin su dolu kabarcıklara dönüşüp, ardından kabuk bağlayarak düşmesiyle sonlanan, yaygın bir çocukluk hastalığıdır. Ateşle seyreden bu kabarcıklar, bazılarında bir kaç noktada oluşurken, bazılarında tüm vücudu kaplar. Sıklıkla 10 yaş altı çocuklarda görülen, varicella zoster isimli bir virüsün neden olduğu bu hastalık yuvalarda ve okullarda hızla yayılabiliyor. Benzer belirtileri nedeniyle kızamık hastalığı ile de karıştırılabilmekte. 

23 Ekim 2015 Cuma

Sağlık Şizofreni ve Bir Sergi


Yaşamımız içerisinde gerek toplumsal gerekse bireysel nedenlerden dolayı, her ne kadar mükemmel bir organizma olduğumuz iddia edilse de, sık sık tekleyen, sorun çıkaran bir sağlık durumuyla karşı karşıyayız. Hem fiziksel hem ruhsal rahatsızlıklar peşimizi bırakmıyor. Teknolojinin sağladığı ilerlemelere rağmen bu rahatsızlıklar çeşitlenip, farklılaşarak bazen de şiddetlenerek devam ediyor. Temeli ekonomik ilişkilere dayanan ve toplumsal, sınıfsal olgularla şekillenen yaşam tarzımızın bize hediyesidir bu hastalıklar. Hoş olmayan sürprizler olarak ansızın karşımıza çıkabiliyorlar.

28 Ağustos 2015 Cuma

Zihin Gözü Körlüğü

Bazen uzaklaşamadığımız rutin hayatımızda, tekrar yaşamak ve görmek istediğimiz şeyleri, yerleri hayal etmek isteriz. Gözlerimizi kapar daha önceden yaşadığımız bu anları ya da o an kurguladığımız manzaraları gözümüzün önüne getirebiliriz. İhtiyaç duyduğumuz zaman tam net olmasa da, bazı görüntüleri beynimiz tekrar oluşturabilir. Bazen bir avuntu, bazen kısa bir mutluluk bazen de bir gereklilik için.

20 Haziran 2015 Cumartesi

Irkçılık Niçin Bir Hastalıktır?

İnsanoğlu şu ölümlü dünyada birbiriyle didişmekle öyle meşgul ki kıyısından kayıp giden hayatın güzelliklerinden, ona sunduğu nimetlerinden mahrum kalıyor ya da yeterince yararlanamıyor. Ama bu güzelliği ve nimetleri büyük toplum kesimlerinin acıları üzerinden kendine devşiren küçük bir azınlıklık ise oldukça mutlu. Açlık, yoğun sömürü ve savaşlarla insan ve doğa tahrip edilirken hem bu dünyayı hem diğer dünyayı kendilerine cennete çevirmekle meşguller.

Dünya nüfusunun oldukça küçük bir bölümünü oluşturan bu bir avuç insan dünya nimetlerinden nasıl bu kadar çok yararlanır da, büyük çoğunluk niye mahrum kalır? Mahrum kalmakla kalmaz, bu azınlık için kendini yer bitirir, taparcasına bir kulluk için zaman zaman birbiriyle yarışır. Büyük savaşların katili ve kurbanı olmaktan çekinmez. Bedel ödemek adeta bir kader gibi geleceğine yazılmıştır: en ağır koşullarda çalışır iş cinayetlerinin kurbanı olarak bedel öder, çıkar çatışmalarının bir piyonu olarak bedel öder, tüm mücadelesine rağmen gözünün önünde sevdiklerinin çektiklerine karşı çaresiz kalarak bedel öder. Kadınıyla, erkeğiyle, çocuğuyla doğayı da tahrip ederek, büyük felaketlerin mağdurları olmayı kendi elleriyle başarmış olarak efendilerine kulluk etmekten asla vazgeçmez. Ama her zaman kendini akıllı, dürüst, vatanın milletine bağlı, dini bütün, haklı bireyler olarak görürler. Nede olsa bahanesiz kötülük olmaz.

Nasıl başarıyorlar bunu ? İnsanlar kendilerinin ve çocuklarının hayatlarını felakete çeviren bu duruma nasıl düşebiliyorlar ? Nasıl oluyorda kendi varlıklarına düşman olarak yönlendirilebiliyorlar.

İşin sırrı psikolojik bir canlı olan insanı, var olan maddi manevi semboller etrafında sorgusuz bir bağla toplamakta yatıyor. Bu sembollere, farklı toplumsal gruplarla bir çatışma yaratılarak, fanatik bir bağlılığın oluşması sağlanıyor. Düşmanlık ve çekişme arttıkça bu sembollere körüne bağlılık daha da güçleniyor. Tuğlaları nefretle örülmüş, yıkılması çok zor olan bir kale gibi.

 Bu semboller bir futbol takımı, bir bayrak olabilir, bir din olabilir, vatan olabilir ama hiç bir zaman insan olmaz. Toplumlar bir birinden nefret eder, büyük bir ırkçılık neredeyse genlerimize işleyecek şekilde bize empoze edilir. Bundan sonrası kolaydır. Bu düşmanlıklar, korkular gerektiği zaman ortaya çıkarılarak insan toplulukları istenildiği gibi yönlendirilir.  İnsan insanın, insan doğanın düşmanı olur böylece. Burada haklı olan yoktur sadece güçlü olan vardır.

Oysa insanın bu dünyadaki  varoluşuna  ne anlam yüklersek yükleyelim temel öğe yaşamını sürdürmek için gerekli kaynaklara ulaşmak, üremek ve kendini koruya bileceği güvenli bir yaşam alanı sağlamaktır. Temel amaç budur. Ne azı ne fazlası. Bu temel amacın gerçekleşmesi için insan zayıf fiziğiyle doğaya karşı ayakta kalabilmek için toplu halde yaşar. Geçmişteki sınıfsız toplumların, ilkel dediğimiz kabilelerin yaşam biçiminden bunu görürüz. Tüm eylemler bahsettiğimiz bu ana amaca hizmet etmek üzere yönlendirilir.

Ta ki üretim ilişkilerinin değişmesi ve teknik gelişmelerle beraber üretimin artması sonucu ortaya çıkan fazla ürünle beraber sınıflı toplumun ortaya çıkışına kadar. Artık çalışmadan tüketen bireyler ve bunların yaşadığı tatlı hayat vardır. Daha sonra ortaya çıkan bu durumun süreklileştirilmesi için bu fazla ürüne el koyan grubun, büyük toplum kitlelerini bir şekil ikna etmesi sürecidir. Yaşamak adına başkası için çalışmak. Kabul görmeyecek bu duruma toplumu ikna etmek için her türlü yöntemin kullanıldığını söylemeye gerek yok.

Farklı toplumsal grupların temel amaçlar yönünden bir biriyle dost kalması gerekirken daha fazla sömürülmek adına küçük azınlığın çıkarları doğrultusunda birbirlerine ırksal, dinsel vb. ayrımcılıklarla düşmanlık beslemesi bırakın insanın, en basit canlının bile yapmayacağı türden bir ahmaklık olarak karşımızda duruyor. Doğamızda olmayan ve tamamen aleyhimize olan bu durumun nedenlerinden biri olan ırkçılığın bu yüzden diğer ayrımcı yaklaşımlarla birlikte bir hastalık olarak tanımlanması gerekiyor.